24 Ocak 2011

İşte geldim buradayım.....

Sonunda içime bi yazma isteği geldi. Son yazdığımdan beri bir hafta süren ve maskeli ile gezmek zorunda olduğum bir grip atlattım. Sonrasında hastalıktan mı bilmem bir depresyon hali bir isteksizlik elim klavyeye gitmedi. Babamız sürekli çok boşladın blogunu dedi durdu ama, yok bende bir gram istek yok. Bugün yazmamın nedeni de Zeynebin gündüz vakti bir saat uyuması. Hayırdır inşallah hastamı acaba bu çocuk bu kadar uyuması hayra alamet değil:)))
Başında yazdığım gibi 3 aydır babamızın 2-3 kere grip olmasına ve benim direnmeme rağmen bende grip illetine teslim oldum hem de komik bir şekilde. 2 hafta önce babamız cumartesi sabahı saat 7 de Zeynebi devraldı ve 3 aydan sonra ilk defa ben yatak odamıza kendi yatağımıza gittim ve kesintisiz 4 saat uyudum. Malum ben Zeynebin odasında kanepede yatıyorum. Uyandığımda boğazım ağrıyordu. Aman dedim, kalktım vitamin, parol ne bulduysam içtim ama, yok bünyeye uyku fazla geldi. Adrenalin bir anlık çekilince vücuttan, savunmasız kaldım ve ertesi gün fena oldum. 4 gün maske ile gezdim. Kuzumun kokusunu o kadar çok özledim ki. Neyse ki Zeynebe bir şey olmadı. Anne sütü mucizesi galiba...Bu hikayeden de anlaşıldığı üzere bir anne haddinden fazla uyursa dokunur ve ters etki yapar...
Bundan sonra daha düzenli yazmaya çalışacağım. Anlatacak çok şey birikti.Kızım büyüyor.....

6 Ocak 2011

Zeynep Lal ile hayat: Biz büyüyoruz....

Zeynep Lal ile hayat: Biz büyüyoruz....: "Üç ay, 12 hafta, 90 gün geçti! Bir bebeğin hayatındaki en önemli ikinci dönemeci geçtiniz. İlki 40 gün idi. Şimdi onu büyütmek daha kolay v..."

Biz büyüyoruz....

Üç ay, 12 hafta, 90 gün geçti! Bir bebeğin hayatındaki en önemli ikinci dönemeci geçtiniz. İlki 40 gün idi. Şimdi onu büyütmek daha kolay ve de zevkli olacak! İletişim dönemi başlıyor…demiş bebek.com Zeynep için. Biz 40 ından sonra bi süre bozulmuş mız mız bi şey olmuştuk ama hadi hayırlısı 3. ayı da yaşayıp göreceğiz bakalım...
  Evet kuzum tam 3 ayı geride bıraktı. Ne mi oldu bu 3 ayda.
*Kuzum artık annesini tanıyor, hem de ne tanımak gözünü benden alamıyor.
*Çok çenebaz bi şey oldu, susmak bilmiyor geveze taze.
*Ellerini keşfetti, hem komik hem lezzetli galiba o eller, hiç ağzından çıkmıyor.
*Oyuncaklarının da tadına bakmaya başladı ufaktan ama yinede illaki eller.
*Tam bir kucak bebesi oldu:( Gündüz uykuları için en güzel yatak annesinin kucağı artık.
*Gündüz uykuları demişken, en fazla bir saat uyuyoruz,dünyayı keşfetmek dururken uyunur mu?
    *Gece uykularımız daha düzenli çok şükür, annesine acıyor herhalde gündüz canına okuduğu için.
    *Şimdiden karakter sahibi ve inatçıyız, acıkmadan emzir bakalım emzirebilirsen,kime çekti bu çocuk  acaba??
    *En sevdiğimiz emziğimiz bile ağzımıza küçük geliyor, sürekli uykuda düşürüyoruz, annesini koşturuyoruz  tabi amman uyanmasın diye....
    *Başımızı tutmamızı ve oturma ve ayağa kalkma çabalarımızı söylemiyorum bile,

    Büyüdük galiba birazcık biz:)

31 Aralık 2010

Yeni yıl, yeni yıl....

Herkese sevdikleri ile mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum. Yeni yılınız kutlu olsun.
Not: Kuzum ilk yeni yılımız birlikte, çok mutluyum.Seni çok seviyorum.....

29 Aralık 2010

Kötü bir hafta sonu....

Çok yoğun ve sıkıntılı bir hafta sonunun ardından sevinsem mi üzülsem mi bilemediğim bir şey oldu. Hemen başlayayım anlatmaya yoksa kuzum uyanacak. Cuma günü babamız sınava girdi ve uzman oldu. Kuzumla bende babamızı tebrik etmeye hastaneye gittik. Gitmez olaydık. Çok kalabalıktı ve herkes ZeynepLal i merak ediyordu. Hastaneye ilk gittiğimizde uyuyordu. İnşallah çıkıncaya kadar uyurda kimse kucağına almaz diye düşünürken kuzum en tatlı haliyle uyandı. Ve tabii doğal olarak sevgi saldırısına uğradı. Ne zormuş kimse kırılmasın, üzülmesin, görgüsüzmüsün bi çocuk sende mi var demesinler diye dişini sıkmak, ben koklamaya kıyamazken. Neyse uzatmayayım hastaneden sonra evden çıkmışken gezelim dedik ve alışveriş merkezine gittik(malum havalar soğuk).İlk bir saat Zeynebin keyfi yerindeydi, bende keyifle Özsütte en sevdiğim pastayı ısmarladım. Ama daha bir lokma yemeden Zeynep ağlamaya başladı. Hadii toplanıp emzirme odasına gittik. Ama ne mümkün emmek, yaygarayı kopardı. Bizde apar topar eve döndük. Evde de emzirme girişimlerim sonuçsuz kaldı. Bende uyuduktan sonra tıktım memeyi ağzına, uykusunda emdi yavrukuş. Cumartesi ve pazarda emzirme olayı Zeynep uyanıkken başarısız oldu. Pazartesi günü artık panik olmaya başladım, aç kaldı, mamamı versem diye evde dolanıp dururken uykusunda emerken kulağını tutuğunu fark ettim ve hastaneye Hande teyzemize gitmeye karar verdik. Muayene sonucunda anlaşıldı ki kuzum orta kulak iltihabı olmuş ve yutkunmak ağrılı olduğu için ememiyormuş. Neyse ki ateşi ve akıntısı olmadığı için antibiyotik kullanmak zorunda kalmadık ve ağrı kesici ile idare edeceğiz.  Nerdeyse hasta olduğuna sevindim kuzumun, o kadar korkmuşum ki emmeyi bırakacak diye(O emmek istemedikçe beni de istemiyormuş gibi geliyordu).
Anlaşıldı ki kış geçinceye kadar dışarıda panter gibi olunacak ve kimsenin kucağına Zeynep verilmeyecek, bi de alışveriş merkezine  gitmesek mi acaba :(

21 Aralık 2010

Hangisi doğru??????

İnternetten sipariş ettiğim, dört gözle beklediğim kitabım dün geldi. Bebek bakım sorunlarına mucize çözümler, Tracy Hogg...Okumaya başladım ve kafam daha çok karıştı. 2.5 aylık bir bebeği okul çocuğu gibi nasıl programlarım. Çocuk aç, yo hayır 3 saatte bir emeceksin, 2 saatte bir acıkırsan sana meme yok nasıl derim. Meme emerken uyumak yasak, bak sonra alışırsın, 3 yaşında da emerek uyumak istermişsin ha ona göre. Kuzum gözümün içine bakıyo uykum var diye ama şimdi aktivite saati. Yok artık ya. Bebek bu nasıl kuracağım saat gibi. Bi günü bi güne uymaz yaradılışı bu bebeklerin. Nasıl rutin günlük yaşama alıştıracağım. Ha bir de diyor ki Tracy hanım dikkatli anne babalar bu aya kadar bebişin ağlamasını sınıflayabilmeliymiş. Bu gaz ağlaması, bu acıkma, bu yorulma... Galiba ben o kadar dikkatli değilim, hala deneme yanılma yöntemini deniyorum. Her okuduğum şeyle kafam daha çok karışıyor. Şöyle gönlümce bebişimi alıp koynuma, sarılarak uyutamıyorum alışmasın diye....
Bakalım daha bitirmedim kitabı. Belki biraz daha büyürse kendisi alışır, yemek ve uyku saatlerine.

19 Aralık 2010

Hoşgeldiniz

Zor ve uzun bir gün oldu yine bugün. Ama tabi çok da güzel kuzumla. Fırsat bulmuşken bloguma bakıyım dedim. Gözlerime inanamadım Artık benim de izleyicilerim var. Hoşgeldiniz bloguma ve hayatıma. Kendimi biraz daha sorumlu hissettim bloguma karşı artık :) Daha düzenli yazmam lazım galiba. Beni takip edin anacığım....