9 Aralık 2011

Hu Hu Orda kimse var mı?????

Allafım yarebbim, en son yazdığım postun üzerinden aylar gecti di mi. Ne umutlarla başlandı bu bloga, neler yapicektim. Kızım bi gün okuyup vay annecim süpermiş,ne güzel yazmışsın dicekti. Ama maymun iştahlı ve özenti anne beceremedi.Çocuk oldu 15 aylık, blog yerinde sayıyor.Ama bi sorun niye yazmadın diye. Hadi sorun sorun...Tamam tamam siz sormadan ben anlatayım. Blog ve doğal olarak bebekli hayat maceramız İzmirde başlamıştı. O zamanlar (yaklaşık 1,5sene önce) çiçeği burnunda anne ve yeni uzman bir doktordum, evde bebek bakmak ve bitmek bilmeyen lohusalik derdiyle uğraşırken bi baktık ki benim eş durumu mazaretim bitti diye tayin listesine adımı koyuvermişler. Hayde aynı anda eşiminde adını gördük listede, tercihler yerler, falan filan derken sonunda tayinler belli oldu. Kızımın şansına ben çocukluğumun geçtiği şehrin bir ilçesine atandım. Ama eşim Kastamonunun ilçesi Tosya ya atandı. Olsun dedik nasılsa eş durumu isteriz, annemler bebişe bakar birlikte mutlu mesut yaşar gideriz. Tabi kul kurar Tanrı gülermiş hesabı bizim eş durumu mevzuata uymadı ve eşimin tayini olmadı. Ben kendi hastanemde başladım, eşim de bu arada askerlik aradan çıksın bari nasılsa bedeli falan çikcagi yok dedi ve 1 sene sürecek askerlik için önce 1 ay Samsuna ve sonrasında da Malatya' ya gitti. O donem kesinlikle çıkmaz denilen Bedelli askerlikte çıktı bu arada ama bizim askerliğin bitmesine 3ay kaldı.Şaka gibi dimi....Eş durumu tayini kabul oldu mu peki.HAYIR o da kabul olmadı. Ben güya memleketimde çalışıyorum ama herşey bana yabancı. Neresi gurbet neresi memleket durumu yani. Hala İzmir'i düşününce gözlerim doluyor, icim sızlıyor. 2sene önce nerdeydim, şimdi nerdeyim, bir kaç ay sonra nerede olacağımı bilmiyorum. Bu yaştan sonra yeni yerler, yeni insanlar zor geliyor insana. Geçen gün İzmir'deki sigortacim aradı, poliçenizi yenilemek için nereye gelelim diye, bu hikayeyi anlattım kadına. Kadın anlamakta zorluk çekti ve pişmiş tavuk diye yorum yaptı. Tavuk pişmekle kalmadı yandı yandı . Ama olsun saglık olsun... Kuzum bu arada büyüdü. Tam bir cimcime oldu. Artık yürüyor, bıcır bıcır konuşuyor .Ama babasını çok özlüyor. Yavrucak bu yaşta öğrendi hasreti... İşte böyle bu bir iç dökmeydi, aylardır içim şişti, azcık da olsa rahatladım. Bu sessiz kaldığım aylar boyunca beni takipten çıkarmayan blogdaşlarima sonsuz sevgiler......

2 Mart 2011

Nasıl yani?

ben yokken neler olmuş böyle.Halbuki ben hayata yeniden dönmüştüm(Östrojensiz hayat ne zormuş be yahu, sinirim burnumdan çıkıyordu.5 ay süren lohusalık olur mu?) Her gün düzenli olarak yazacaktım:))) Yazamasamda sık sık sevdiğim blogları okuyup elim erdikçe yorum bırakarak hayatta olduğuma dair sinyal veriyordum. Ama bloglarımıza el koymuşlar. Bende dün akşam bi panik taşındım  wordpresse ama çok gıcık hiç sevmedim.Zaten yazmaya nazlanıyordum bakalım şimdi nolacak. Yakında yeni bir şehir, yeni bir hayat ve galiba bu gidişle yeni bir blog bizi bekler. Hadi hayırlısı....

24 Ocak 2011

İşte geldim buradayım.....

Sonunda içime bi yazma isteği geldi. Son yazdığımdan beri bir hafta süren ve maskeli ile gezmek zorunda olduğum bir grip atlattım. Sonrasında hastalıktan mı bilmem bir depresyon hali bir isteksizlik elim klavyeye gitmedi. Babamız sürekli çok boşladın blogunu dedi durdu ama, yok bende bir gram istek yok. Bugün yazmamın nedeni de Zeynebin gündüz vakti bir saat uyuması. Hayırdır inşallah hastamı acaba bu çocuk bu kadar uyuması hayra alamet değil:)))
Başında yazdığım gibi 3 aydır babamızın 2-3 kere grip olmasına ve benim direnmeme rağmen bende grip illetine teslim oldum hem de komik bir şekilde. 2 hafta önce babamız cumartesi sabahı saat 7 de Zeynebi devraldı ve 3 aydan sonra ilk defa ben yatak odamıza kendi yatağımıza gittim ve kesintisiz 4 saat uyudum. Malum ben Zeynebin odasında kanepede yatıyorum. Uyandığımda boğazım ağrıyordu. Aman dedim, kalktım vitamin, parol ne bulduysam içtim ama, yok bünyeye uyku fazla geldi. Adrenalin bir anlık çekilince vücuttan, savunmasız kaldım ve ertesi gün fena oldum. 4 gün maske ile gezdim. Kuzumun kokusunu o kadar çok özledim ki. Neyse ki Zeynebe bir şey olmadı. Anne sütü mucizesi galiba...Bu hikayeden de anlaşıldığı üzere bir anne haddinden fazla uyursa dokunur ve ters etki yapar...
Bundan sonra daha düzenli yazmaya çalışacağım. Anlatacak çok şey birikti.Kızım büyüyor.....

6 Ocak 2011

Zeynep Lal ile hayat: Biz büyüyoruz....

Zeynep Lal ile hayat: Biz büyüyoruz....: "Üç ay, 12 hafta, 90 gün geçti! Bir bebeğin hayatındaki en önemli ikinci dönemeci geçtiniz. İlki 40 gün idi. Şimdi onu büyütmek daha kolay v..."

Biz büyüyoruz....

Üç ay, 12 hafta, 90 gün geçti! Bir bebeğin hayatındaki en önemli ikinci dönemeci geçtiniz. İlki 40 gün idi. Şimdi onu büyütmek daha kolay ve de zevkli olacak! İletişim dönemi başlıyor…demiş bebek.com Zeynep için. Biz 40 ından sonra bi süre bozulmuş mız mız bi şey olmuştuk ama hadi hayırlısı 3. ayı da yaşayıp göreceğiz bakalım...
  Evet kuzum tam 3 ayı geride bıraktı. Ne mi oldu bu 3 ayda.
*Kuzum artık annesini tanıyor, hem de ne tanımak gözünü benden alamıyor.
*Çok çenebaz bi şey oldu, susmak bilmiyor geveze taze.
*Ellerini keşfetti, hem komik hem lezzetli galiba o eller, hiç ağzından çıkmıyor.
*Oyuncaklarının da tadına bakmaya başladı ufaktan ama yinede illaki eller.
*Tam bir kucak bebesi oldu:( Gündüz uykuları için en güzel yatak annesinin kucağı artık.
*Gündüz uykuları demişken, en fazla bir saat uyuyoruz,dünyayı keşfetmek dururken uyunur mu?
    *Gece uykularımız daha düzenli çok şükür, annesine acıyor herhalde gündüz canına okuduğu için.
    *Şimdiden karakter sahibi ve inatçıyız, acıkmadan emzir bakalım emzirebilirsen,kime çekti bu çocuk  acaba??
    *En sevdiğimiz emziğimiz bile ağzımıza küçük geliyor, sürekli uykuda düşürüyoruz, annesini koşturuyoruz  tabi amman uyanmasın diye....
    *Başımızı tutmamızı ve oturma ve ayağa kalkma çabalarımızı söylemiyorum bile,

    Büyüdük galiba birazcık biz:)

31 Aralık 2010

Yeni yıl, yeni yıl....

Herkese sevdikleri ile mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum. Yeni yılınız kutlu olsun.
Not: Kuzum ilk yeni yılımız birlikte, çok mutluyum.Seni çok seviyorum.....

29 Aralık 2010

Kötü bir hafta sonu....

Çok yoğun ve sıkıntılı bir hafta sonunun ardından sevinsem mi üzülsem mi bilemediğim bir şey oldu. Hemen başlayayım anlatmaya yoksa kuzum uyanacak. Cuma günü babamız sınava girdi ve uzman oldu. Kuzumla bende babamızı tebrik etmeye hastaneye gittik. Gitmez olaydık. Çok kalabalıktı ve herkes ZeynepLal i merak ediyordu. Hastaneye ilk gittiğimizde uyuyordu. İnşallah çıkıncaya kadar uyurda kimse kucağına almaz diye düşünürken kuzum en tatlı haliyle uyandı. Ve tabii doğal olarak sevgi saldırısına uğradı. Ne zormuş kimse kırılmasın, üzülmesin, görgüsüzmüsün bi çocuk sende mi var demesinler diye dişini sıkmak, ben koklamaya kıyamazken. Neyse uzatmayayım hastaneden sonra evden çıkmışken gezelim dedik ve alışveriş merkezine gittik(malum havalar soğuk).İlk bir saat Zeynebin keyfi yerindeydi, bende keyifle Özsütte en sevdiğim pastayı ısmarladım. Ama daha bir lokma yemeden Zeynep ağlamaya başladı. Hadii toplanıp emzirme odasına gittik. Ama ne mümkün emmek, yaygarayı kopardı. Bizde apar topar eve döndük. Evde de emzirme girişimlerim sonuçsuz kaldı. Bende uyuduktan sonra tıktım memeyi ağzına, uykusunda emdi yavrukuş. Cumartesi ve pazarda emzirme olayı Zeynep uyanıkken başarısız oldu. Pazartesi günü artık panik olmaya başladım, aç kaldı, mamamı versem diye evde dolanıp dururken uykusunda emerken kulağını tutuğunu fark ettim ve hastaneye Hande teyzemize gitmeye karar verdik. Muayene sonucunda anlaşıldı ki kuzum orta kulak iltihabı olmuş ve yutkunmak ağrılı olduğu için ememiyormuş. Neyse ki ateşi ve akıntısı olmadığı için antibiyotik kullanmak zorunda kalmadık ve ağrı kesici ile idare edeceğiz.  Nerdeyse hasta olduğuna sevindim kuzumun, o kadar korkmuşum ki emmeyi bırakacak diye(O emmek istemedikçe beni de istemiyormuş gibi geliyordu).
Anlaşıldı ki kış geçinceye kadar dışarıda panter gibi olunacak ve kimsenin kucağına Zeynep verilmeyecek, bi de alışveriş merkezine  gitmesek mi acaba :(

21 Aralık 2010

Hangisi doğru??????

İnternetten sipariş ettiğim, dört gözle beklediğim kitabım dün geldi. Bebek bakım sorunlarına mucize çözümler, Tracy Hogg...Okumaya başladım ve kafam daha çok karıştı. 2.5 aylık bir bebeği okul çocuğu gibi nasıl programlarım. Çocuk aç, yo hayır 3 saatte bir emeceksin, 2 saatte bir acıkırsan sana meme yok nasıl derim. Meme emerken uyumak yasak, bak sonra alışırsın, 3 yaşında da emerek uyumak istermişsin ha ona göre. Kuzum gözümün içine bakıyo uykum var diye ama şimdi aktivite saati. Yok artık ya. Bebek bu nasıl kuracağım saat gibi. Bi günü bi güne uymaz yaradılışı bu bebeklerin. Nasıl rutin günlük yaşama alıştıracağım. Ha bir de diyor ki Tracy hanım dikkatli anne babalar bu aya kadar bebişin ağlamasını sınıflayabilmeliymiş. Bu gaz ağlaması, bu acıkma, bu yorulma... Galiba ben o kadar dikkatli değilim, hala deneme yanılma yöntemini deniyorum. Her okuduğum şeyle kafam daha çok karışıyor. Şöyle gönlümce bebişimi alıp koynuma, sarılarak uyutamıyorum alışmasın diye....
Bakalım daha bitirmedim kitabı. Belki biraz daha büyürse kendisi alışır, yemek ve uyku saatlerine.

19 Aralık 2010

Hoşgeldiniz

Zor ve uzun bir gün oldu yine bugün. Ama tabi çok da güzel kuzumla. Fırsat bulmuşken bloguma bakıyım dedim. Gözlerime inanamadım Artık benim de izleyicilerim var. Hoşgeldiniz bloguma ve hayatıma. Kendimi biraz daha sorumlu hissettim bloguma karşı artık :) Daha düzenli yazmam lazım galiba. Beni takip edin anacığım....

11 Aralık 2010

ZLD ile hayat: Biz yokken neler neler yaptık ya....

ZLD ile hayat: Biz yokken neler neler yaptık ya....: "Canım kızım ne kadar kısmetli!!!!!!!!İzmir hiç bu kadar soğuk olmamıştır herhalde .Bu soğukta, Zeynep Lal de uyumuşken ihmal ettiğim bloguma..."

Biz neler neler yaptık....

Canım kızım ne kadar kısmetli!!!!!!!!İzmir hiç bu kadar soğuk olmamıştır herhalde .Bu soğukta, Zeynep Lal de uyumuşken ihmal ettiğim bloguma yazmak en iyisi galiba.Son yazdığımdan beri o kadar çok şey oldu ki. Sırayla anlatayım bari.
Geçen hafta cumartesi -hani yazmıştım ya daha önce 15 gündür sokağa çıkmadım diye-son güzel havalardan faydalanalım diye zeynebi dışarı çıkardık. Tabi yine beni aldı bir stress. Agora AVM ye gitmeye karar verdik. İçeri girer girmez bebek bakım odasını sordum. Acil durumda panik olmamak için odayı gittim buldum ve gördüm. Artık gezebilirdik.
Zeynep arabada yarı uyur yarı uyanık çok sakindi.
Kuzum nasılda tatlı bakıyor

Biz babasıyla gezerken kuzumda etrafı seyretti meraklı bakışlarla,hem de hiç ağlamadı. Daha sonra Hande teyzesi ve duru ablası da katıldı bize. Ama Zeynep hanım uyuduğu için sohbetimize katılamadı. Kuzum o gün bizi hiç üzmedi. Annesi de uzun bir aradan sonra ev dışında huzurlu ve mutlu bir gün geçirebildi. İlk gezmemiz kazasız belasız geçince bize de gün doğdu. Aynı hafta salı günü de market alışverişine gittik. Galiba Zeynep te annesi gibi gezmeyi sevecek. Bana gelince, fark ettimde sokakta ben rahat olunca Zeynep te rahat oluyor. Kaygı bulaşıcıdır derler ya doğru galiba. 
Bu arada kuzumun 2. ayı da doldu ve sıra geldi 2. ay aşılarına :((( Perşembe günü aşı için hastaneye gittik hem de 3 aşı birden. Kuzuma 2 bacaktan bi de sol koldan aşı yaptı hemşire teyzesi. Çok ağladı yavrum. Çok şükür ateş yapmadı ama 3 iğnenin acısı bize 2 gün süren huysuzluk ve ağlama nöbetleri olarak geri döndü. Bunlarda geçecek biliyorum. Kuzum büyüyor....
 

2 Aralık 2010

Kuzum 58 günlük oldu bugün.

Zeynebim büyüyor. Bugün tam 58 gün oldu onu kollarıma alalı. Artık 10 gündür beni tanıyor, başıyla takip ediyor ve gülüyor. Çok tatlı bir bebek oldu. Sanırım erken konuşacak, çok dilli sürekli sesler çıkarıyor. Artık anlamsız ağlamalarımız kalmadı çok şükür. Gerçi hala gündüz uykularımız çok düzenli değil ama bende aceleci davranıyorum galiba. O kadar tatlı ki hep böyle bebek kalsa keşke diyor bir yanım, diğer yanım ise büyüse, yürüse konuşsa diye heyecanlanıyor. Canım kızım seni çok seviyoruum....

Lohusalık 40 gün sürmez mi?

Lohusalık buhranı bana yapıştı, gitmek bilmiyor. Bütün yeni anneler böyle mi hissediyor bilmiyorum ama kafam hiç bu kadar karışık olmamıştı. Bir yanda dünyalar güzeli bakmaya kıyamadığım kızım diğer yanda ise bana ait hissetmediğim hayatım. Bu kadar evde kalmak bana yaramadı. Fark ettimde 13 gündür sokağa çıkmadım. Hatta balkona bile çıkmamışım. Fırsat bulabildim de tırnaklarımı kestim bugün. Kuaför mü, alışveriş mi? Bir daha bunları yapabilecek miyim acaba. Yanlış anlaşılmasın kızımla ilgilenmekten şikayetçi değilim ama bu ikilik beni delirtecek. Bir yandan vicdan azabı bir yandan depresyon. Benim acilen hava almam lazım. Keşke havalar soğumasaydı. Gerçi bebekle gezmeye gitmekte ayrı bir macera. En son denememizde ki bu 15 gün önceydi, eşim zeynep 1 yaşına gelinceye kadar sokağa çıkmak yok dedi. Ben o kadar panik oluyorum ki ağladığında kan ter içinde dönüyoruz eve. Gezmek değil işkenceye dönüyor bizimki. Sokağa çıkmaktan korkar oldum anlaşılan. Kızım büyüse, havalar düzelse, ben .......

1 Aralık 2010

Kuzum hasta mı olmuş??????

Kurban bayramı kalabalığı bize kötü bir hatıra bıraktı. Bayramdan sonraki hafta bir gece hırıltılı nefes almaya başladın. Kuzum nasıl zor nefes alıyordun. Hande teyzen geldi ertesi gün ve seni muayene etti Allahtan ateşin çıkmadı. Neyse ki sadece üst solunum yolu enfeksiyonu olmuşsun. Nefesini rahatlamak için sürekli burnuna serum fizyolojik sıkıp otri bebe nazal aspiratörle burnunu temizledik Kuzum hiç ağlamadın ben burnunu temizlerken. Rahatlıyordun herhalde...İlk hastalığımızla tanışmış olduk. Allah beterinden korusun seni kuzum benim...

40 merasimi....

14 kasımda 40 günlük oldun. Ne çok şey bekledik 40 çıkmasından.... Bize öyle bir anlattılar ki. Sanki birden büyüyecektin. 40 uçurman için Hande teyzene gittik. Sen uyudun, uyanınca da huysuzlandığın için apar topar eve gelmek zorunda kaldık. Hande ve Deniz teyzen sana 3 yumurta, un ve şeker verdiler. Eve geldiğimizde sıra 40 banyona geldi. Baban yoldan senin için kasımpatı almıştı. Onları koyduk suyuna güzel kokasın diye. Bir de altın batırdık suyuna 40 kere adettendir diye:)))) Sabahı beklemeye başladık heyecanla, malum 39 ve 41. gün bile fark eder demişlerdi. Ama bizde öyle olmadı. Hatta sen bozuldun. Huysuz ve sürekli ağlayan bir bebek oldun. Bizde korkttuk bundan sonra böyle mi olacak diye. İşte bugünlerde tanıştın sevgili dostun yalancı emzikle... Çok sevdiniz birbirinizi...Bizde senin emzikli halini, tekrar huzuru buldun. Sıra geldi 40 mevlütüne. Mevlüt için büyükanne ve babanları bekledik. Kurban bayramında toplandı herkes senin için. 22 kasım akşamı hoca mevlütünü okudu ve dua için seni kucağına aldı. Ezan okurken sessizce hocayı dinledin benim akıllı kızım.  

Zeynep Lal 'in 1. ayı,

Evimize geldik. Seni anne ve babaanneler, dedeler ve dayın karşıladı evimizde. Odanı pek sevdin(belki de mecburen çünkü evimiz sobalı!!!!). Senin odanda benimle birlikte baban da kaldı. Baban bizi hiç yalnız bırakmadı. İlk günler senin gayretli emmene rağmen sütüm gelmedi. Ama sen hiç pes etmedin, inatla emdin. 3. günü gece sütüm geldi. Pek mutlu oldun, olduk. 4. gün ilk kontrol ve topuk kanı vermek için hastaneye gittik. Hande teyzen seni muayene etti ve kilonu tarttı. Maalesef 3460gr doğmuş olmana rağmen 3180 gr a düşmüşsün. Bir de üstüne sarılık çıktı. Eve döndüğümüzde zor bir hafta sonu bizi bekliyordu. Çünkü annen lohusalığın verdiği hüzün de eklenince iyice sulu gözlü bir şey oldu ve sürekli ağladı.Kaybettiğin kiloyu tamamlamak için sende çok gayret ettin ve bütün hafta sonu saat başı emdin. Hatta babanla karıştırmamak için her emmidiğin saati ve hangi tarafı emdiğini bir bir yazdık. Pazartesi sabahı tekrar hastaneye gittiğimizde kilonu öğrenmek için sabırsızlanıyorduk. 3450gr olmuştun ve hemşire teyzeni bile şaşırttın. 15.gün tekrar kontrole gelmek üzere evimize geri döndük. Bu arada evimiz dolup taşıyodu. Herkes seni görmek için sabırsızlanıyordu. Sonraki günlerde hareketli geçti. Biz birbirimize alışmaya çalışıyorduk.15. gün kontrolümüzde kilon 4150gr geldi :)Ama sarığın hala devam ediyordu. 1.ay aşın için gittiğimizde ise kilon 4650 gr olmuştu. Büyüyordun artık....

29 Kasım 2010

ZLD ile hayat: Hadi başlayalım,

ZLD ile hayat: Hadi başlayalım,: "7 ocak 2001 tarihinde soğuk bir kış günü başladı babanla maceramız. Çok sevdik, çok emek verdik...26 kasım 2005 de ise hadi düğün dernek..."

Hadi başlayalım,





7 ocak 2001 tarihinde soğuk bir kış günü başladı babanla maceramız. Çok sevdik, çok emek verdik...26 kasım 2005 de ise hadi düğün dernek yapalım dedik, çok eğlendik(en azından ben). Evlenirken niyetimiz hemen bebeğimiz olsundu ama her şey bizim istediğimiz gibi olmadı. Annen yani ben çok çalışmak zorundaydım ve sana ayıracağım vakitten çalmak istemedim. Nihayet 22 aralık 2009 da yapmam gereken zorunluluklar bitti. Şubat 2010 da mutlu haberi verdim babana telefonda. Artık her şey değişmişti hayatımızda. 9 ay geçmek bilmedi. Çok sabırsızlandık baban ve ben. Odanı hazırladık, eşyalarını yıkadık ütüledik ve seni bekledik. 5 ekim sabahı erkenden gittik hastaneye. Herkes bizimle geldi ve seni bekledi. Ve sen saat 9.34 te aramıza katıldın. Ameliyathanede Hande teyzen ayağını dokundurdu tenime ve o an her şey değişti. O andan sonra baban ve benim yarım kalan tarafımız tamamlandı... 6 ekim günü öğleden sonra evimize geldik....Sonra ne mi oldu????

ZLD ile hayat: Nihayet....

ZLD ile hayat: Nihayet....: "Hayatımda ilk defa günlük niyetine bir şeyler yazmaya karar veriyorum. Çünkü hayatımda ilk defa yazmaya değer dünyanın en güzel şeyine sahib..."